Gaziantep’in önemli künefe işletmelerinden CumBa Künefe’nin kurucu ortağı Coşkun Yaycı ile hem künefe üzerine hem de tek bir şube ile nasıl popüler olduklarını konuştuk.

“Hayalinizin en üst noktası neresi?” şeklindeki sorumuza Yaycı şu cevabı veriyor. “Gaziantep‘ten dünyaya lezzet köprüsü kurmak istiyorum. Bu zor değil buraya kadar geldiysem onu neden başarmayayım?”

HKÜ Haber’den Elif Hazal Özköse sordu Coşkun Yaycı Cumba Künefe’yi ve başarı hikayesini anlattı…

Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

Adım Coşkun Yaycı, 31 yaşındayım. Ortalama 8 yaşından beri meslekteyim. 19-20 yaşından beri üçüncü işletmem. Daha farkı isimlerle iki masa, üç masa yerlerden başlayıp şu anki konumdayız.işlerimizin rast gitmesiyle buralara geldik. Duvarları aştık. Güzel bir başarı öyküm ve hayallerim var. Güzel bir yolculuğum oldu. Kısacası bu işi seven bir adam Coşkun Yaycı.

Çocukluktan itibaren çalıştığınızı söylediniz ailenden gelen bir meslek miydi yoksa sizin mi tercihiniz bu yönde oldu?

Hayır, bazı insanlarda okuma hevesi, bazılarındaysa çalışma isteği vardır. Bu insanın yeteneğine göre değişir. Ben küçükken okumak değil de bir şeyler üretme hevesindeydim. Oyuncaklarımdan bile bir şeyler üretirdim. Okumaya hiç sıcak bakmadığım için babam önce beni bir kırtasiyede işe yerleştirdi. Hem okuyordum hem kırtasiyeye gidiyordum ama benim istediğim bu değildi.

Kalemi satıyordum, defteri satıyordum ama onlarla bir şey üretemiyordum. Ben bir şeyler üretmeliydim. Babam oradan alıp beni bir lokantaya yerleştirdi. Lokantadaki ustam çok katı bir insandı bunun için yanından kaçtım.

Küçükken tatlıya karşı büyük bir ilgim vardı. Yapımını falan çok severdim. Annem beni lokma tatlıcıya koydu. Yaşım 8-9 civarıydı. Ustamın da bana güvenmesiyle başladım bu işe. Ben bu işin en temelinden, bulaşıkçılığından geldim. 9 yaşında bir insanın eline bulaşık nasıl yakışır diyeceksiniz, 9 yaşında bulaşık yıkıyordum. Kocaman tepsiler, kocaman kazanlar hatta bazı kazanların içine girip yıkıyordum. Çekirdekten geldim yani ailemden gelen bir şey değil. Ailem büyük bir yokluk içindeydi okumaya da imkanım yoktu. Beni çalışmaya iten nedenlerden biri de buydu. Şu anda geldiğim noktada iyi ki de okumamışım diyorum.

Başka bir şansınız olsaydı yine bu mesleği mi tercih ederdiniz yoksa farklı bir alana mı yönelirdiniz?

Ben bu hayata bir kere daha gelsem yine tatlıcı olurdum. Çünkü hayatta en çok sevdiğim şey tatlı. Yemeği insana yedirirsin acı olur,ekşi olur,yağlı olur insan bir şekilde rahatsız olur. Ama tatlı öyle midir? Yiyen insan her zaman güler, mutlu hisseder.

Peki Cumba ismi kimin fikriydi, nerden aklınıza geldi?

Cumba ismi benim değil var olan bir isimdi. Hikayemin yarısında benim yanımda olan ortağım Ali Dağdelen ’in kuruyemiş dükkanı vardı. Daha sonra yollarımızı birleştirdiğimizde bu ismi ben künefeye çevirmek istedim. Kendisi başaramazsak kuruyemişçinin zarara uğrayacağını söyledi. Ben de bana güvenmesini söyledim. O da güvendi. Şimdi iyi mi etti kötü mü etti diye sorarsanız bence çok iyi etti. Kuruyemişin beş katına çıktı.

Künefe Hatay’a has bir tatlıyken, Cumba Künefe’nin Hatay’ın önüne geçmesi nasıl oldu? Siz bu başarıyı neye bağlıyorsunuz?

Şöyle söyleyeyim, künefe adına konuşursak ben Hatay’ a gittim. Ben bu mesleğin hala delisiyim. Nerede güzel baklava yapılır biri bana desin ki şuranın baklavası çok güzel gider yerim veya da aldırır yerim. Ya da “şuranın tatlısı çok güzel” desinler alır yerim. Yani kendi eksiğimi, kendi açığımı görürüm.

Ben üşenmedim Hatay’a künefe yemeye gittim. Hatay’da insanların hepsine şu soruyu sordum, “ Burada en iyi künefeci hangisi?” dedim. Dokuz tane künefeci ismi verdiler bana ve üç gün boyunca o dokuz künefeciyi gezdim.

En iyisini, en meşhurunu gezdim ama hepsinde aynı. Aslında bizi Hatay’dan farklı kılan şey, biz künefe yapmıyoruz. Bizim yaptığımız bambaşka bir şey. Çünkü Hatay üç çeşit künefe yapıyor.

Ben bu mesleğe dokuz yaşında girdiğimde ettiğim bir yemin vardı. “Bir gün bu memleketin çok büyük bir markası olacağım” derken bu kolay olmayacaktı. Bunun için ne yapmak lazım, çok çalışmam lazımdı. Şimdi ben sizden öğrendiğim bulgur pilavıyla, bulgur pilavı yaparsam benim ne farkım kalır ki?

Ben bu bulgur pilavına ayrı bir yorum kattım. Bulgur pilavının adını değiştirdim başka bir şey koydum. Ben mesleğe geldiğimde üç çeşit tatlı vardı; Burmalı Kadayıf, Düz Kadayıf ve Lokma Tatlısı…

Lokma tatlısı vardı benim çalıştığım yerde, ben sonra künefeye yöneldim. Benden önce bir isim daha vardı çok iyi iddialı giden bir isim vardı. Şu anda kendisi artık piyasada yok. O kişi bile mesela iki çeşit künefe yapardı; Peynirli Künefe ve Peynirli Fıstıklı dediğimiz künefeyi yapardı.

Beni onlardan ayıracak bir şey olması lazımdı. Tamam mekanım, her şeyim sıra dışıydı ama lezzet olarak ayıracak bir şey lazımdı. Ben üretmeyi seven bir insanım. İlk önce  Kaymaklı Paşa’yla, Special’le başladık, daha sonra Hasır, Ezmeli Özel, Cumba Burger, Cumba Özel Dondurma, Cumba Tepsi diyerek şu anda 31 çeşit tatlı oldu.

Hatay’a dönersek, ortalama bir künefe işçiliği 110-180 yıldır yapılıyor. 180 yıldır üzerine bir şey koyamamışlar. Bugün eğer bunu ben koyduysam beni Hatay ‘dan ayıran bir şey vardır. Eğer onlar künefe yaptıklarını iddia ediyorsa ben künefe yapmıyorum. Benimki çok farklı bir şey.

Peki bu saydıklarınızın hepsi künefe olarak kabul görülüyor mu yoksa buna itiraz edenler var mı?

İnsanlar böyle bir şeye itiraz etmiyorlar. Çünkü burası künefeci dükkanı. Ben bu dükkanda ne satarsam künefe adı altında satıyorum. Mesela benim fıstık ezmesiyle yaptığım bir ürün var. Fıstık ezmesi Gaziantep ‘te Osmanlı‘dan bu yana gelen bir tatlımızdır. Fıstık şekerle karışır ,yoğrulur ezme olur. Ama bu 220 yıldır değişmemiş bir tatlıdır. Bu 200 yıl içinde binlerce usta geldi geçti, ezmeyi değiştirmemişler. Ama neden değiştirmiyoruz? Ben ondan üç çeşit tatlı yaptım.

Şu anda Türkiye‘nin her yerinde o ürünler satılıyor. Ben patentini alıyorum ama engel de koymuyorum. Gaziantep adına satılıyor. Ben bütün ürünlerime künefe diyorum. Çünkü ben bir künefeciyim.

Peki hiç bu konuda eğitim aldınız mı? İmalat aşamasıyla ilgili veya çeşit üretmek için?

Hayır, tamamen usta-çırak ilişkisi, dediğim gibi 9 yaşında girdim bu işe. Mesela ben üniversitelere konuşmaya, söyleşilere, eğitimlere gidiyorum. Benim orada hocalara söylediğim bir şey var. “ Öğrencilerinize eğitim verebilirim ama 100 insanı karşıma alıp üç tane künefe yapmak istemiyorum. Bunu yaparsam sadece görmüş olurlar, pratiğini öğrenemezler. Gönderin bana öğrencilerinizi bir nevi sahada çalışsınlar ama “bu adam mektepli” deyip ayırmadan, bulaşıktan başlayacak. Bulaşık bilmeyen adam ocak çalıştıramaz. Bulaşık bilmeyen insan dükkan çalıştıramaz.

Yani geleneklere bağlı birisiniz.

Evet, kesinlikle gelenekçiyim.

En çok tercih edilen 3 ürününüz hangisi?

Hasır, Ezme Özel, Cumba Burger.

Cumba Burger aslında biraz sıra dışı oldu. Ben Gaziantep yorumu kattım. Altı fıstık, üstü fıstık, yani altı Antep, üstü Antep her yeri Antep.

Peki yurtdışına sipariş yapıyor musunuz?

Göndermiyoruz. Çok fazla talep var. Ben bu işin ticaretini yapmıyorum. İşimi severek, hakkıyla yapıyorum. Ne isim hakkı verdim, ne şube açtım, ne de ürün gönderiyorum. Toplu ürün göndermiyorum. Çünkü bu işin parasında değilim. Ben ürünü Almanya yahut İstanbul’a göndersem 2 gün beklese ve o misafirlere sunulsa, insanların kafasında şu düşünce oluşacak “Cumba Künefe bu muymuş?” Bunları kafaya taktığım için göndermiyorum.

Ben istiyorum ki insanlar gelip Antep’ te yesinler. Hatta buradan alıp evlerine bile götürmesinler, evlerindeki misafirleri alıp buraya gelsinler. Buranın atmosferini bir solusunlar.

O zaman şehir içi dağıtımda yapmıyorsunuz?

Çok kısa mesafeler mesela bir arka sokağa kadar.

Peki biz sizi en çok sosyal medyada görüyoruz oradan tanıyoruz, yani dükkan dışında orada da bir başarınız var. Bu kadar çok takipçiniz var, bu nasıl oldu?

Sosyal medya çok büyük ve mükemmel bir güç. Ben Gaziantep’te ne yaparsam yapayım beni sadece Gaziantep insanları tanır. Ama sosyal medyada insanlar bir tuşla beni görebiliyor. Dünyanın diğer ucundan görebiliyorlar. “Böyle bir kolaylık varken bunu neden kullanmayayım” dedim.

Bu arada tüm künefeciler arasında sosyal medya kullanan tek insan benim. Hesaplarımı da kimseye teslim etmiyorum kendim yönetiyorum. Ürünlerimi, videolarımı kendim çekiyorum. İnsanların birbirlerine benim videolarımı göndermeleri sayesinde hızla tanındım. Sokakta yürürken insanlar beni  tanıyor. Gaziantep dışındayken bir yerlerde yemek yerken bile insanlar yanıma geliyor. Turistler bile yanıma gelip “ Sen Cumba Künefe’sin.” diyorlar.  Yurtdışında Gaziantepli olduğunu söyleyenlere, Cumba Künefe’yi söylüyorlar.

Ben inandım, 9 yaşında hayalini kurdum ve çok şaşırdığım bir şey değil yaşadıklarım. Ben buralara geleceğimi çok iyi biliyordum. Hedefim buydu.

O zaman şube açmayı ya da dışarıya açılmayı düşünmüyorsunuz şu anda?

Birçok firmayla görüşüyorum, teklifler alıyorum. Dediğim gibi ben bu işin ticaretini yapmak istemiyorum. Bu işe aşığım, ama ileriye yönelik planlarım var, yer bakıyorum.

Suriyeli  mültecilerde Gaziantep ‘te birçok tatlı dükkanı işletiyor. Bizim halkımız çok tercih etmese de onların bizim tatlımıza olan ilgisi ne durumda? Çok talep var mı?

Suriyelilerin geniş bir damak tadı var. Acıyı, ekşiyi, tatlıyı çok seviyorlar. Haliyle tatlıya olan ilgileri de yüksek. Bana teklif getiren firmaların birçoğu da Arap firmaları. Tatlıyı çok seviyorlar ama Gaziantepliler kadar değiller.

Hem sosyal medyada hem de çalışma hayatında çok aktifsiniz. Bu yoğunlukta kendinize ne kadar vakit ayırıyorsunuz?

Kendime zaman ayırmıyorum. Benim bir hayalim var o hayal gerçekleşene kadar ne bayramları ne de özel günleri kutlamıyorum. Sadece günlük bir buçuk saat imalat işim bittikten sonra, zamanım varsa ya spora gidiyorum ya da bir kahve içmeye çıkıyorum bunun dışında kendime ayırdığım bir zamanım yok.

İmalatı da kendiniz yapıyorsunuz. Bu demek oluyor ki her aşamada varsınız ve tamamı yerli üretim.

Çiğ kadayıftan tutalım da fıstık, yağa, kaymağa kadar her şeyimiz yerli Gaziantep ürünü. Ben Gaziantep için çalışan bir adamım ve memleketimi çok seviyorum. Benim param neden dışarı çıksın ki?

Peki hayalinizin en üst noktası neresi?

Şu an hayalimin en üst noktasındayım, buradayım. “Ben Gaziantep‘in iyi bir markası olacağım” demiştim ama bitti mi, bitmedi. Gaziantep‘ten dünyaya lezzet köprüsü kurmak istiyorum. Bu zor değil buraya kadar geldiysem onu neden başarmayayım?

Şu anda hali hazırda yeni yaptığım 7 çeşit daha var. Yakın zamanda halka sunacağız. En çok sevindiğim şey bu, ilkokul mezunu bir adam olarak bugün Gaziantep ‘in tatlı menüsünü 3’ten 38‘e çıkardıysam  en büyük kazancım budur.

Künefecilik ilerde üniversitelerde bir  bölüm olarak açılmak istense destekler misiniz?

İlk destekleyen kişi ben olurum. Dediğim gibi ben patent alıyorum ama herkesin yapmasına izin veriyorum. Çünkü yayılmasını istiyorum. Gaziantep ‘in kültürünü sadece kendim yaparak yayamam. İnsanlarda yapmalılar.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Eğer ben ilkokul mezunu bir adam olarak buralara kadar geldiysem siz üniversite okuyan arkadaşlar çok iyi çok mükemmel şeyler yapabilirsiniz. Ne okursanız okuyun, bölümünüz ne olursa olsun işinizi her zaman en iyi şekilde yapın. Ülkemizin gelişmesi için işimizi en iyi şekilde yapmalıyız.

HKÜ HABER MERKEZİ ELİF HAZAL ÖZKÖSE