Ak Parti’nin en genç MKYK üyesi olan ve aynı zamanda HKÜ Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü 3. Sınıf öğrencisi Hatice Merve Tatar siyasete girmek isteyen gençlere önemli tavsiyelerde bulundu.

“Bulundukları mekânın havasına kapılmasınlar, gençliğin enerjisini, saflığını, doğru sözünü, adaletini, renkli dünyasını, cesaretini, özgürlüğünü oraya taşısınlar”

Ak Parti MKYK üyesi olan Hasan Kalyoncu Üniversitesi (HKÜ) öğrencisi Hatice Merve Tatar, genç yaşına rağmen siyasetin başarı merdivenlerini nasıl tırmandığını HKÜ Haber’den Zehra Tılfarlıgil’e anlattı.

Sayın Tatar, bize kendinizi tanıtır mısınız?

Ben Hatice Merve Tatar. 1997 yılında Gaziantep’te doğdum. Hasan Kalyoncu Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü 3. Sınıf öğrencisiyim. Aynı zamanda Ak Parti’nin en genç MKYK üyesi olarak görevime devam etmekteyim.

Siyaset hayatınıza nasıl girdi, nasıl katıldınız?

İnandığım yolda yapmak istediğim ve ulaşmak istediğim noktalar var. Bu anlamda siyaseti en etkin araç olarak görüyorum. Benim için siyaset, içinde birbirinden farklı noktaları, çok önemli doneleri bulunduran etki alanı en geniş saha.

İçinde eğitimi, kültürü, sporu, teknolojiyi, sanatı, yaşamı, ideolojileri, insanı barındırıyor. Siyaset ile daha çok insana, daha farklı düşüncelere ulaşa biliyorsunuz. Derdinizi anlatmak için ifade etmek istediklerinizi göstermek için size daha çok imkân sunuyor. Ben de bu yüzden bu alanın içerisindeyim. Bu alanı keşfetmemde babamın bilerek veya bilmeyerek büyük bir katkısı olduğunu söylemeliyim.

Babam da siyasi çevresi olan birisi siyasetin içerisine onun vesilesiyle çok küçük yaşta girdim. Hatırlıyorum babam seçim dönemleri eve gelmezdi, sabah akşam şehir içi şehir dışı çalışırdı, neredeyse hiç göremezdik. Hatta sadece seçim dönemleri de değil. Bu yüzden babama çok kızardım, çok sitem ederdim.

Tabii sonra zamanla büyüdükçe neden bu kadar yorulduklarını, neden gece gündüz çalıştıklarını, kapı kapı dolaştıklarını, ne için mücadele ettiklerini anladım, anladıkça sevdim. Sevdikçe bende inandım ve benimde aralarında olmam gerektiğini düşündüm. Yolculuğum böyle başladı.

Siyasette örnek aldığınız şahsiyetler var mı? Kimlerdir?

Elbette ki var. Sadece siyasette değil sosyal yaşamda da fikirlerini, bakış açılarını ve yaşantılarını örnek aldığım sonra kendimle harmanlamaya çalıştığım çok kıymetli isimler var. Bir “Dava Adamı” olarak merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın sözlerini, nasihatlerini ve duruşunu her zaman önemsemişimdir.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın kimliği, dik duruşu, güçlünün haklı değil; haklının güçlü olduğunu tüm dünyaya göstermek adına verdiği mücadele, yüreğindeki inancı, insana verdiği değer, mazluma uzattığı el ve liderlik vasfı beni her zaman çok etkilemiştir.

Hayat hikâyelerinden kendime pay çıkardığım Malcolm X ve Aliya İzzetbegoviç’i söylemeden edemem. Bu isimleri sizler de biliyorsunuz, tanıyorsunuz. Bir de benim gizli kahramanlarım dediğim bu yolculukta bir şekilde hayatıma dokunmuş, bana yol göstermiş isimler var. Hayattaki duruşlarını takdir ettiğim biri İstanbul’da yaşayan ve avukat olan, diğeri Ankara’da yaşayan ve medya alanında çalışan çok kıymetli iki ağabeyim var mesela. İsim vermeyeceğim çünkü onlar gerçekten gizli kahramanlar.

Gelecekte kendinizi nerede görüyorsunuz? Hedefleriniz nelerdir?

Şu olsun dediğim bir şey yok. Ben hep genel yargılarla konuşmayı tercih ediyorum. Daha güçlü bir gençlik, daha yeni bir ekip, daha dinamik çalışmalar genel perspektifin budur. Ben bugün için bu görevdeyim yarın ne olacağını bize hangi şartlar sunacağını bilemeyiz. Dolayısıyla elimizdeki şartları değerlendirerek bugün için çalışmalıyız çok uzun vadede plan yapmak bana cazip gelmiyor önemli olan bugünün şartlarında imkânları kullanarak yararlı hizmetler yapmaktır, doğruluğuna inandığın şeyin peşinde koşmaktır, yine doğruluğuna inandığın şeyi başkalarına inandırabilmek ve birlikte mücadele etmektir. Çünkü temsil ettiğiniz bir şey var doğru olduğuna inanıyorsunuz, biliyorsunuz ve bu doğrunun sadece kendiniz mücadelesini vermekten ziyade ne kadar çok kişiye ulaştırabilir inandırabilir onları da bu mücadelenin içine alabilirsiniz aslında o kadar başarmış olursunuz.

Yani toparlayacak olursam ben bugün için bu görevdeyim ve bugünün hesabını vereceğim dolayısıyla hedefim bugünü dosdoğru ve hakkıyla yaşayabilmek, hesabını verebilmek. İnandığım yol doğru yolsa çevremdeki herkesi gençleri, büyükleri, küçükleri, her kim varsa yanıma alarak takdir edildiği sürede birlikte yürümek iyi işler başarabilmektir.

Siyasete katılmayı hedefleyen gençlere neler tavsiye edersiniz?

Her zaman cesur olsunlar derim. Yani birileri dikte etti diye söylemesinler bir şeyleri, birileri diretiyor diye yapmasınlar, kurulu düzene kendilerini kaptırmasınlar, çünkü kalıplaşmak özünü kaybetmektir, inandığın yoldan çıkmaya başlamaktır. Cesur olsunlar, özgün olsunlar, inandıkları yoldan asla taviz vermesinler. Bir genç olduklarını hiçbir zaman unutmasınlar. Bulundukları mekânın havasına kapılmasınlar, gençliğin enerjisini, saflığını, doğru sözünü, adaletini, renkli dünyasını, cesaretini, özgürlüğünü oraya taşısınlar. Kısacası her zaman kendileri olsunlar.

irde unutmadan başkalarının kendilerine baskı kurmasına izin vermedikleri gibi kendileri kendilerine de dikte etmesin. Hedef koymak, yol haritası belirlemek elbette güzeldir ancak yaşadıkları günün şartlarının değişebileceğini unutmasınlar, şartlara göre yaşamın ve belirledikleri o haritanın değişmesi kadar normal bir şey olmadığını her zaman akıllarının bir köşesinde taşısınlar. Nasipten ötesi hiçbir zaman yoktur. Bize düşen düşünmek doğruyu bulmak, doğru için gücümüz yettiğince mücadele vermektir.

Aileniz yorgunluğunuzu nasıl karşılıyor? Bu süreçte size nasıl destek oluyorlar?

Başta şunu söyleyebilirim ki annem oldukça şikâyetçi. Anlık programlardan, son dakika çıkan şehir dışı seyahatlerinden pek memnun değil. Yorulduğumu düşünerek bana kıyamadığını biliyorum. Babam gayet doğal karşılıyor hatta annemin bazı söylemlerine karşı “genç o yorulmaz gençlerin yapacak çok işi var” dediğine şahit oluyorum arada sırada. Kız kardeşimin ve erkek kardeşimin tepkileri olabildiğince sevimli oluyor beni evde gördükleri zaman şaşırıyorlar. Ailem benim en büyük destekçilerimden, hiçbir konuda yardımlarını desteklerini esirgemiyorlar.

Hem siyasette olup hem öğrenci olmak hayatınızı nasıl etkiliyor?

Hem siyaset hem öğrencilik tabi zor. Aslında her alanda böyle. Tek bir iş yapmakla birden fazla iş yapmak eş değer değil. Ancak şunu söylemem lazım ben öğrenciliği, okul hayatını, hocalarımı, arkadaşlarımı çok seviyorum. Hasan Kalyoncu Üniversitesi’nde aldığım eğitim çok değerli. Bölümümde çok kıymetli hocalarımdan ders alma fırsatı yakalıyorum. Dolayısıyla derslerim ne kadar yoğun olursa olsun orası bana eğlenceli geliyor. Bunun yanında vazifemi, şu an yürüttüğüm görevimi de çok seviyorum. Onun da ayrı bir heyecanı dinamizmi oluyor. İşin özü şu ki severek yaptıktan sonra her şey güzel geliyor. Ben bu vazifeye 3 yıllığına geldim. Belki bundan sonrası için böyle bir şansım olmayacak. Geriye dönüp baktığımda keşke şu projeyi de yapsaydım, şununla da görüşseydim demek istemediğim için buraya daha fazla önem veriyorum. Ancak elimden geldiği kadarıyla öğrenciye yakışır şekilde okulda olmaya, derslere girmeye, sınavları vermeye gayret gösteriyorum.

Göreviniz sosyal yaşamınızı nasıl etkiledi okulunuz, arkadaşlarınız, aileniz, hocalarınız bu durumdan etkilendi mi?

Sosyal yaşamımı çok fazla etkilediğini söyleyemeyeceğim. Şöyle ki, özellikle okulum için söylemek gerekirse üniversite öğrencisi olma vasfım benim için her zaman önemli. Okulda vazifemle çok gündeme gelmiyorum. Doğru olan da bu zaten. Birçok hocamın böyle bir vazifede olduğumu bildiğini sanmıyorum. Arkadaşlarımla olan diyaloğum hiçbir zaman değişmedi. Farklı ideolojilere mensup arkadaşlarla sohbet edip tartışıyoruz. Bu uzun vadede bizim için çok faydalı oluyor. Hangi konuyu tartışırsak tartışalım sonunda yine arkadaşlık galip geliyor. Bunu görmek çok güzel. Ailemi daha az görmeye başladım, arkadaşlarıma eskisi kadar vakit ayıramadığım için sitem var elbette. Ama onlar da bu görevin, içinde bulunduğum durumun, bir şeyler yapmaya çalıştığımın farkında oldukları için anlayış gösteriyorlar, destek oluyorlar. Bu bağlamda bana destek veren herkese çok teşekkür ediyorum.

HKÜ HABER MERKEZİ RÖPORTAJ ZEHRA TILFARLIGİL