Lala Mustafa Paşa Hanı olarak da bilinen Hışvahan Gaziantep’in en eski hanı olarak anılmakla birlikte bugün Gaziantep mutfağının en nadide lezzetlerini barındıran bir lezzet üssü konumunda. Hışvahan’ın dünü ve bugününü daha yakından tanımaya ne dersiniz?

Hışvahan Ön Büro Müdürü Mehmet Emin Göçer ile yaptığımız söyleşide Hışvahan gibi köklü geçmişi bulunan bir hanın geçmişten bugüne hangi amaçlara hizmet ettiğine, tarihi dokusuna, Gaziantep turizmine kattıklarına ve sonrasında günümüzdeki Hışvahan haline nasıl geldiğine değindik.

Aynı zamanda butik otel olarak kullanılan Hışvahan’ı gezerek tarihi dokularından etkilenerek söyleşimizi gerçekleştirdik.

Göçer’le HKÜ Haber’den Burcu Aksoydan konuştu….

Hışvahan’ın tarihçesi hakkında bize bilgi verir misiniz?

Tarihte de olduğu gibi burası şu an Gaziantep’in en büyük hanıdır. Hışvahan’ın tarihi 1563 ve 1577 yılına dayanmaktadır. Lala Mustafa paşanın Kanuni’nin son dönemindeki oğullarının yani Selim’le Beyazıt’ın Lalası olan Lala Mustafa Paşa Gaziantep’te ticaret gelişsin diye Halep Şam Beylerbeyi iken hediye etmiş olduğu tek katlı hanlar grubuna giren Hışvahandayız…

Hışvahan ne anlama gelmektedir? Hışvahan’a bu ismin verilmesinin nedeni nedir?

Hışvahan’ın kelime manası pamuk kozası demektir. Pamuğun açılmamış halidir. Neden pamuk kozası diye soracak olurlarsa, eğer burası İpekyolu üzerinde olan bir şehir tarihi İpekyolu hâlâ o İpekyolu’da aktiftir. İpekyolu üzerinde bir yol olduğu için burada ticaret mantığına uygun pamuk tüccarları gelir, kumaşlar dokunur, satışlar yapılırmış. O isme ithafen verilmiş manalı bir isimdir Hışvahan.

Hışvahan’ın mimarisinden ve buranın önemli özelliklerinden bize bahseder misiniz? Kullanılan motifler ve tarihi öğelerle ilgili de geniş bir bilgi verir misiniz?

Hışvahan çok sade bir yapı tek katlı hanlar grubu diye belirtmiştim. Tek katlı hanlar grubu olması Osmanlı’da sayılıdır, bu hanlar fazla yoktur. Normalde hanlar çift katlı olur. Üstte insanlar altta hayvanlar barınır. Hışvahan’da eksileme sistem kullanıldı. İnsanlar revak kısmında biraz aşağı doğru inince de develer ve büyükbaş hayvanların bağlandığı yerdir.

Kapıdan girdiğiniz anda sizi 500 yıllık bir kapımız karşılıyor. Bu kapı Han’ın ilk kapısıdır. İçeri kısımda Susamhane kısmı bulunmaktadır. Külliye şeklinde düşünün burayı tahin üretiminin yapıldığı ocaklar, zeytinyağının sızdırılma usulüyle çıkarıldığı taşı, kuyuları atölye şeklinde hala durmaktadır. İsimlerimiz bile hala aynı… Susamhane eskiden de Susamhaneydi yine aynı ismi koruduk kullandık. Tarihi dokusunu bozmamaya çalıştık. Susamhane’nin batısına doğru gidince karşımıza Lala Mustafa Paşa Hamamı buranın kendi hamamıdır normalde de bölündü şu an müze olarak kullanılmaktadır.

Lala Mustafa Paşa’nın hediye ettiği dönemde burada 3 mezhebe ait hamam kültürü vardır içerisinde. Buranında biraz daha batısına doğru ilerlediğimizde karşımıza Miri-i Miran mescidi çıkmaktadır. 16. yy ’da tarihe yenik düşmüştür. Yerine Sultan Murad döneminden Handan Bey cami yapılıyor ve şu an aktif bir şekilde kullanılmaktadır. 400 yıllık bir camidir. Buranın sol tarafında Bedesten vardı. Bedesten alışveriş ihtiyacının karşılandığı yerdir. Kapının girişindeki engebeli taşların orijinalliğine dokunmadık. Amaç şu develer düz yerde yürüyemez yürür ama deveye eziyettir.

O dönemde işte bunu düşünüp deveye eziyet edilmesin diye bu tür yollar ve taşlar yapmışlardır. O nedenle taşlar hâlâ orijinal haliyle durmaktadır. Az önce revak kısmından bahsetmiştim. Revak Osmanlıdan gelen bir isimdir. Burada misafirler konaklama, yeme, içme gibi ihtiyaçlarını karşılarlardı. Hatta şöylede bir kültür var Osmanlı’da. Hanlar normalde ücretsiz 3 güne kadar Allah’ın misafirisin 3. günün sonunda ayakkabı ters döner artık sen misafir değilsin ücret ver denirmiş o zamanlarda bu uygulanırmış.

Konaklama alanı burada normalde çok yoktu 5-6 tane vardı burası daha çok ticaret amaçlı kullanıldığından orayı biz restorana çevirdik. 2 tane VIP oda 1 tane de mini kulüp yaptık. Dükkânların kullanıldığı alanları konaklamaya verdik aşağı kısımları restorana verdik tam tersine döndü. Eser Osmanlı döneminde yapılmış ama girişten itibaren burada Selçuklu izlerini göreceksiniz. Kullanılan motifler Selçuklu motifleri bizim sonradan eklediğimiz bu motifte 12 adet boşluk 12 adet boyu temsil eder. 12 devleti yani ortası başkenti temsil etmektedir. Yani Konya’yı temsil etmektedir.
Eser Osmanlı’nın ama burada biz Selçukludan ’da mesaj veriyoruz. Buda mimarımızın ince düşüncesiydi…

Burada başka söz edeceğim bir yerde Develik restoran 500 yıl önceki adıyla devam ediyoruz buraya da develerin atların bağlandığı yerdir ve hâlâ izleri görülmektedir. Develik restoranın en önemli özelliği 7-8 metre aşağı inildiğinde 800 yıl öncesinden Roma döneminden kalma yer altı şehrinin olmasıdır.

2 adet mağarası ve su kuyusuyla doğal yapım merdiveniyle ayrı bir şehir vardır. Roma döneminde mahzen, kiler, kaçış için kullanılmıştır. Selçuklu’da kiler, su deposu ve kaçış için kullanılmıştır. Burada Ermeniler ve Rumlar da yaşadı onlar da mahzen şeklinde kullanmıştır. Size bir bilgi daha vermek isterim.

Zeytinin ata toprağı Gaziantep, Nizip’tir. Burada zeytinleri görüyorsunuz. Amacımız zeytinin bize ait olduğunu Dünya’ya duyurmak… Burada 1841’den kalma ağacın doğum yeri İspanya olmasına rağmen anavatanı Gaziantep, Nizip’tir. Dünya’ya ata toprakları olan bu ülkeden yayılmıştır.

Burada çok fazla sayıda kapı olmasının nedeni nedir bu kapılar ne amaçla kullanılıyordu bize bilgi verir misiniz ?

Evet burada her yerde kapı görüyorsunuz sağlı sollu burada her kapı bir dükkanı temsil etmektedir. 36 dükkân bulunmaktaydı. Biz her 3 kapıyı birleştirdik ve kapıların orijinalliğine dokunmadık birleştirdiğimiz odaları Suit oda olarak kullanmaktayız. 2 kapının birleşmesinden oluşan odalarda standart bir deluxe oda olarak kullanılmaktadır.10 odalı bir butik otel olduğumuzu da belirtmek isterim.

Hışvahana gelen yerli yabancı ziyaretçiler Hışvahan’ın en çok hangi özelliğinden etkilenmektedir?

İlk girdikleri andan itibaren 500 yıllık kapıyı gördüklerinde etkileniyorlar. Herkese bu zamana kadar korunması mutluluk veriyor. Tarihi ve modern yapıyı bir arada tutmamız ayrı bir cezbedicilik katıyor. Aynı zamanda 500 yıl önce aktif olan bu yeri tarihi bozulmadan bugün modern yapıyı da karıştırarak sunduğu için apayrı bir mutluluk veriyor ziyaretçilerimize bunun yanı sıra Gaziantep’in ürünleri olan işçiliği olan bakırla sedefi mimarımız karıştırdığı için tek cümleyle açıklıyorlar. “Tarihin modernle karışıp size hizmet verdiği bir yer modern yapıyla birlikte burada ikisini birden hissediyorsunuz.”

Hışvahan’da Gaziantep’in yöresel yemeklerine de yer verildiğini biliyoruz. Yerli yabancı turistlerin yöresel lezzetler hoşuna gidiyor mu?

Gaziantep UNESCO Dünya gastronomi şehirleri listesine girdiğinden beri yabancı turistleri ağırlamaya başladık. Geçen yılda burada Michelin Yıldızlarını ağırladık. Dünyaca ünlü şefler… İlk tepkileri bizim yemeklerin acılığından dolayı biraz garipsiyorlar. Acı olmayan lezzetlerimizden etkilenip gidiyorlar. Hiçbir ülkede bu kadar çeşitliliğe sahip olan bir il yok. 1000 çeşit yemekle hizmet veriyoruz burada ve biz bu 1000 çeşit yemeği anneannelerimizden, kitaplardan, müzemizden aldığımız destek ile dönemsel olarak her dönemde ne yenir onu hesaplayarak değerli yerli yabancı turistlere kendi tatlarımızı anlatarak hizmet vermeye çalışıyoruz. Ve çok güzel geri dönüşler alıyoruz.

HIŞVA HAN HAKKINDA

HIŞVA HAN Hışva (Pamuk Kozası) Han olarak da bilinen Lala Mustafa Paşa Hanı’nın, ne zaman yapıldığını gösteren bir kitabesi bulunmamaktadır. Lala Mustafa Paşa tarafından yaptırıldığını gösteren Vakfiyeler ve Şer’i Mahkeme sicilleri mevcuttur.

Kültür Portalı

Vakfiyesinin tarihi (Hicri 985) 1577 olup, 1563-1577 yılları arasında Lala Mustafa Paşa’nın Halep ve Şam Beylerbeyliği görevinde bulunduğu yıllarda yapılmış olmalıdır. Tek katlı hanlar gurubuna giren yapı Gaziantep’in en eski hanıdır.

Gaziantep Kalesi eteklerinde yer alan han, batısındaki hamam, Susamhane, doğusunda şimdi mevcut olmayan Bedesten ve Mir-i Miran Mescidi ile birlikte bir külliye (Lala Mustafa Paşa Külliyesi) durumundaydı. Hanın kuzey cephesinde yola açılan hacimlerin dükkan olarak, iç bölümde ise avluya açılan odaların yolcuların konaklamaları amacıyla, revaka açılan mekanların ise depo ve ahır olarak kullanıldığı düşünülmektedir.

Yapının inşaatında siyah ve beyaz kesme taş kullanılmıştır. Örtü sistemi, taş konstrüksiyonlu tonozlar biçimindedir. Oldukça sade inşa edilen handa tek süsleme cümle kapısındadır. Kapı, zeminden itibaren siyah ve beyaz taşlarla inşa edilmiştir.

Kültür Yolu üzerinde yer alan ve Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından restore edilen Hışva Han, Tarihi Kentler Birliği (TKB) tarafından düzenlenen “Tarihi ve Kültürel Mirası Koruma Proje ve Uygulamalarını Özendirme Yarışmasında” 15. Yıl Özel Ödülü’nü 2014 yılında aldı. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından aslına uygun olarak restore edilen Hışva Han, 2016 yılı Ağustos ayında otel-restaurant-dükkan olarak hizmete girmiştir. ( https://www.kulturportali.gov.tr/)

HKÜ HABER MERKEZİ – RÖPORTAJ BURCU AKSOYDAN