HKÜHaber, TRT Haber program sunucusu Betül Soysal Bozdoğan ile meslek hayatı ve deneyimleri üzerine bir söyleşi gerçekleştirdi.

Gaziantep Kadem Temsilciliği’nin etkinlikleri kapsamında Gaziantep’e gelen TRT Haber program sunucusu Betül Soysal Bozdoğan, Kadem Gaziantep şubesinde “Eskiden Yeniye, Sanaldan Gerçeğe Görgü Kuralları’’ konulu bir seminer gerçekleştirdi.

HKÜHaber’den Fatma Özcan, aynı zamanda kendisi de Gaziantep’li olan Bozdoğan ile meslek hayatı ve deneyimleri üzerine bir söyleşi yaptı.

Sayın Bozdoğan öncelikle Gaziantep’e hoş geldiniz. Okurlarımıza kendinizi kısaca tanıtır mısınız?

Belki herkes bilmiyordur ancak ben de aslen Gaziantepliyim. 1978’de Gaziantep’te doğdum. Liseyi Şahinbey İmam Hatip Lisesi’nde okudum. Liseden sonra, 28 Şubat olaylarından dolayı eğitimime ara vermek zorunda kaldım. Evlenerek İstanbul’a yerleştim. Şu an üç çocuk annesiyim.

Evlilik nedeniyle eğitim hayatınıza ara verdiniz, peki sonra nasıl devam ettirdiniz?

Evlilik eğitim hayatımı etkiledi ancak sonra yeniden devam ettirmeye karar verdim. İlk önce Beykent Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyoloji bölümünü okudum. Ardından Newport International University’de Davranış Bilimleri lisans programını tamamladım. Son olarak aynı üniversitede ‘Psikoloji’ yüksek lisansımı yaptım.

Peki medya hayatınız nasıl başladı?

Aslında medyayla tanışmam eskilere, çocukluk yıllarıma uzanıyor. Annem aktif bir sivil toplum kuruluşu üyesiydi. Katıldığım programlarda beni teşvik eder “hadi Betül, programı sen sun” derdi. Ben de o dönemlerde sunuculuk yapar, programlarda şiirler okurdum. Lise yıllarımda dini içerikli radyolar yaygınlaşmaya başlamıştı. Çok da rağbet görerek dinleniyordu.

Bir gün ben de radyo dinlerken babam eve geldi ve radyoda program yapan kişiyi tanıyıp, tanımadığımı sordu. “Tanıdığımız bir abla” cevabını verince, babam “sen de program yapabilirsin” dedi. O dönemin şartlarına bakıldığında, babamdan böyle bir şey duymak güzeldi ve teşvik edici oldu. Yerel bir radyoda Vehdet’de henüz 15-16 yaşındayken program hazırlayıp sunmaya başladım. Okuldan eve gelir program için hazırlıklar yapar sonra tekrar radyoya giderdim. İki abim var, her gün biri bana refakat ederdi.

İlerleyen yıllarda profesyonel iş yaşamınızla sizi tanıdık.

Evet, profesyonel iş yaşamına 1993’te başladım. Medyada gazeteci olarak moderatör, editör ve yazarlık faaliyetlerinde bulundum. TVNET, 24 TV, TRT Türk ve TRT Haber’de pek çok yapımı hazırlayıp sundum.

Manşetten, Sıcak Gündem, Değişen Türkiye öne çıkan programlar arasında. Halen TRT Haber moderatörü olarak siyasi-politik gündemi irdeleyen ‘Beşinci Gün’ programını hazırlayıp sunmaktayım. Diriliş Postası gazetesinde haftalık köşe yazıları yayınlamaktayım. Medipol Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak medya- iletişim dersleri vermekteyim.

İki kitabınızın yayınlandığını biliyoruz. Bizlere kitaplarınızdan bahseder misiniz?

‘’Yeni Türkiye’nin Kadınları’’ ilk kitabımdı. Bu çalışmamda Cumhuriyet’ten günümüze değişen kadın vizyonunu araştırdım. Bunun üzerine Türkiye’deki tüm renklere yer vermeye, tüm kadın kimliklerine ulaşmaya çalıştım. Bu kadın kimlikleri dindarlar, muhafazakârlar, Beyaz Türkler, Türkler, Kürt’ler, Caferiler, Ermeniler ve azınlıklardan oluşuyor. Bu kadınlar yeni Türkiye’den ne bekliyor, biraz buna bakmaya çalıştım. Çünkü yeni Türkiye yeni bir olgu olarak gündeminizde. Bu nedenle yeni Türkiye denkleminde kadınlarımız, her renkten kadınlarımız ne bekliyor, bu süreçte “hakkı saki düşünceleri nelerdir”, buna cevap aradım. Kitapta bunu araştırdım, bunu tartıştım. Kadın meselesine bu anlamda duyarlı bir insanım ve bir gazeteciyim.

Bununla birlikte diğer kitabım olan ‘’DEAŞ, 3. Dünya Savaşının Deşifresi’’ çalışmasında, hepimizin gündeminde olan Suriye iç savaşı ve bununla birlikte bir proje örgüt olan DEAŞ’i irdelemeye çalıştım. Türkiye’de bunun bir karşılığı olabilir mi? Bunu araştırmaya çalıştım. Benim böyle bir çalışma alanımda var, gündem ve siyaseti takip eden bir gazeteci olarak. Hayatımızın içinde ne varsa, gündeme giren ne varsa, bunlarla ilgilenmekteyim.

Sivil Toplum Kuruluşlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sivil toplumu çok önemsemekteyim. Bugün buraya Gaziantep Kadem başkanı sayın Sabiha Doğan’ın davetiyle geldim. Bu anlamda ‘’Gaziantep Kadem’in’’ çalışmalarını basından takip ediyorum ve göstermiş oldukları başarıları taktir ediyorum. Kadın alanda feminist bir sorundu, Anadolu kadını temsil edilirken, kadını hep eşitlik üzerinden anlatıldı. Kadem kadını, adalet perspektifinden değerlendirerek bu anlayışa farklı bir ses getirdi. Kademin kadroları güzel işler ortay koydu. Aynı zaman da Önder İmam Hatipliler Derneği’nin yönetim kurulu üyesiyim.

Kadem için vermiş olduğunuz seminer başlığı çok ilgi çekici, bizlere seminerin konusundan bahseder misiniz?

Değişim, değişmez bir unsur ve sosyolojik bir olgu olarak gündeminizde. Değişimle birlikte hayatımıza yeni olgular giriyor. ‘’Eskiden Yeniye, Sanaldan Gerçeğe Görgü Kuralları’’ seminerinde hayatımıza giren yeni olgularla birlikte, aslında pek çok şeyi yeniden inşa etmemiz gerektiği üzerine konuştuk. Adabı muaşeret konusu, özellikle sanal gerçeklikle birlikte yeniden tartışılması gereken bir konu. Adabı muaşeret kuralları WhatsApp’da mesajlaşırken, mail yazarken, insanlar arası iletişimde, bir yemekte, sosyal ortamlarda ve ailenin içerisinde nasıl olmalı, bugün bunu tartıştık.

Zaman ayırıp sorularımız cevapladığınız için HKÜHaber adına teşekkür ederim.

Ben de teşekkür ederim.

HKÜ HABER MERKEZİ – RÖPORTAJ FATMA ÖZCAN