Canlar İçin Derneği (CANDER) kurucusu Burcu Başkahraman dernek ile ilgili bilgileri HKÜ Haber’den Hazer Karakurt’a anlattı.

Gaziantep Canlar İçin Derneği’nin kurucusu Burcu Başkahraman ile gerçekleştirdiğimiz röportajda, derneğin kuruluşundan itibaren gelişen süreçten, günümüze kadar yapılan işler, çekilen zorluklar ve paylaşılan mutlulukları konuştuk.

Hasta ve bakıma muhtaç sokak hayvanlarını koruma ve sahiplendirme amacı ile kurulan “Canlar İçin Derneği ” bugün 10 gönüllü üyesi ile faaliyetlerini sürdürüyor.

“ Önceliğimiz engelli canlar ”

Öncelikle kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
İsmim Burcu Başkahraman. 1983 Gaziantep doğumluyum. İşletme sahibiyim.

Canlar İçin Derneği ne zaman kuruldu? Derneğin misyon ve vizyonu nedir?
Canlar İçin Derneği 2015 yılında kuruldu. Derneğimiz hasta, yaralı, bakıma muhtaç sokak hayvanlarına yardım etmek amacıyla kuruldu. Bunların içinde kaza sonucu engelli kalanlar, annesiz kalan yavrular, hamile veya doğum yapmış anneler de var. Diğer bir taraftan bu yavruları ve tedavisi tamamlanmış diğer canları sahiplendiriyoruz. Önceliğimiz her zaman engelli hayvanlardır. Ayrıca sokak beslemeleri de yapmaktayız.

Böyle bir dernek açmaya nasıl karar verdiniz ve bu süreçte ne gibi zorluklar yaşadınız?
Derneğimizi kurmadan önce bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az sayıda, kendi çabaları ile hayvanlar için bir şeyler yapmaya çalışan kişilerdik. Hafta sonları beslemeler düzenlerdik. Kendi imkanlarımız ile yaralı ve hasta hayvanları tedavi ettirirdik. Onlara evlerimizde geçici yuvalık yapardık. Daha fazla canlıya yardım edebilmek, daha fazla insanın bu canlara yardım ve desteğini sağlamak, insanlara hayatı onlarla paylaşmanın ne kadar huzur ve mutluluk verici bir şey olduğunu anlatmak için bu derneği kurmaya karar verip, adına “ Canlar İçin ” dedik.

İlk sıralar çok fazla maddi zorluk çektik. Hayvanlara sahip çıktığımız ve onlarla ilgilendiğimiz için tuhaf bakışlara maruz kaldık. Dükkan komşularımız ve çevredeki apartman sakinleri devamlı şikayetlerde bulunup bize engel olmaya çalıştılar. Ama biz zamanla daha geniş kitlelere ulaştık. Sayısız canı sağlığına kavuşturup onları yuva sahibi yaptık.

“ Çoğunlukla önümüzdeki en büyük engel insanların bilinçsizlik ve önyargıları oldu. ”

Dernek ile ilgili sıkça karşılaştığınız sorunlar nelerdir?

Dernek ile ilgili en sık karşılaştığımız sorun insanların hayvanlara karşı önyargıları oldu; hayvanların pis varlıklar olduğunu, kendilerine zarar vereceklerini ya da onları evde beslenmenin, dokunmanın günah olduğu gibi düşüncelerle karşılaştık. İnsanları bilinçlendirmeye çabaladıkça bu çabalarımız zamanla yerini buldu; bir kısım yine aynı zihniyette kalarak söylediklerimize kulaklarını tıkamış olsa da etkilediğimiz ve onların da
etkilediği birçok insan oldu. Etkileşim, bu derneğin ayakta kalmasını sağlayan en önemli faktör oldu.

Şuan dernekte kaç gönüllü var? Dernek gönüllüsü olmak için şartlarınız nelerdir? Nasıl gönüllü olunur?

Şuan derneğimizde gönüllü olarak faaliyet gösteren, çoğu öğrenci olan yaklaşık on üyemiz var. Gönüllü olmak isteyen kişiler, 18 yaşını doldurmuş olmalı ve haftada en az bir gün dernekteki hayvanların bakım, temizlik ve beslenmeleri ile birebir ilgilenmelidir.

Derneğimize üye olmak isteyen kişilerin sosyal medyadan bize ulaşmaları ve dernek üyelik dilekçesi ile başvuruda bulunmaları gerekiyor. Gerekli bilgilendirme yapıldıktan sonra, derneğe gelip yapılan iş ve tedavileri kendileri görüp gözlemlemeliler. Yapabileceğini düşünen kişiler bir süre devamlı üyelerden birinin gününde gelerek ona yardım eder, sonrasında müsait olma durumlarına göre dernekten bir gün alarak tek başına veya yine bir başka üye ile birlikte gönüllük sürecine devam edebilirler.
Bu süreçte biz de kişiyi tanır ve bu sorumluluğu alıp alamayacağına karar veririz. Söz konusu bir canın hayatı olduğu için ihmalkârlıklar ilk seferlerinde hoş görülüp uyarılabilir ama devam ettiği takdirde kişi, dernek üyeliğinden çıkartılır.

“Derneğimizde, sözleşme ve takip şartı ile sahiplendirme yapılmakta”

Sahiplendirme şartlarınız nelerdir?
Öncelikle 20 yaş altı kişilere, ailesi ile gelmediği sürece sahiplendirme yapılmamaktadır. Ailesi ile birlikte yaşamayan kişiler, şehirden ayrılmak durumunda kaldıklarında sahiplendikleri canı da yanlarında götürecekse veya o gelene kadar, burada yerine bakımını üstlenebilecek birileri var ise sahiplendirmeyi gerçekleştiriyoruz.

Gelen kişilere, kedi bakımı ile ilgili gerekli uyarıları yapıyor, eğer varsa onların da sorularını yanıtlayarak kafalarındaki soru işaretlerini kaldırıyoruz. Bu sorumluluğu kabul eden kişilere sözleşme ve takip şartı sunarak sahiplendirme yapıyoruz.

Sahiplenecek kişinin isim soy isim, telefon numarası, adres gibi bilgilerinin doldurulduğu; alacağı sorumluluğun kabulünü beyan ettiği bir sözleşme imzalatıyoruz. Sahiplendirme şartlarımızdan bir diğeri ise takip şartı. Yuvalandırdığımız canın durumundan haberdar olmak için kişiye ara ara mesaj atarak fotoğraf ve video istiyoruz. Ayrıca aşı karnesinin de fotoğrafını istiyoruz ki bakımına gösterilen özenden emin olabilelim. Onları ve mutluluklarını görmek bizleri de çok mutlu ediyor.

Hasta, bakıma ve yardıma muhtaç sokak hayvanları dışında, sahipleri tarafından terk edilmek istenen hayvanları da derneğinize alıyor musunuz?

Sahipleri tarafından terk edilecek olan canları derneğimize kabul etmiyoruz; gerçekten kabul edilebilir bir gerekçe sunulmadığı ve zorluk ya da aciliyeti olmadığı sürece. Çünkü dernek, hasta ve yardıma muhtaç canlara yoğunlaşmaktadır. Terk edilme ya da zorunlu bırakılma durumunda, genelde kişinin bize gönderdiği fotoğraflar ile sosyal medya üzerinden ilan açarak evden eve şeklinde sahiplendirilmelerini sağlamaya çalışıyoruz. Israrlı terk durumlarında bunu, kişinin kendi vicdanına bırakıyoruz ama çoğunlukla kişinin vicdanına güvenmeden olabildiğince takipte kalarak canın güvenli bir yuvaya geçişini sağlamaya çalışıyoruz.

Ev kedileri sokak kedilerinden farklı özellik ve karakterlere sahipler. Her ne kadar sahiplendirilen kedinin cinsi sokak kedisi olsa da, evde büyümüş ve yaşamış kedilerin sokağa salındığı durumlarda, çoğunlukla hayatta kalamayarak öldüklerini biliyoruz. Aynı şekilde derneğe terk edilen kedilerin, travmatik belirtiler göstererek; daha ürkek ya da hırçınlaştığı, ayrıca zaman zaman depresyona girerek yemeden ve içmeden kesildiklerini görüyoruz. Hayvan bakımını üstlenebileceğinden emin olmayan kişilerin “deneme” amacı ile evlerine kedi almalarına da özellikle karşıyız.

“ İnek sütü kedi ve köpeklere verilmemeli. ”

Hayvan bakımıyla ilgili en sık karşılaştığınız sorunlar nelerdir?

Hayvanlar konusunda en sık karşılaştığımız sorunlardan biri inek sütü ile beslenip hasta edilmeleri. Sütün içinde bulunan laktoz kedi ve köpekler tarafından sindirilemez. O nedenle süt, birçok sindirim soruna (ishal gibi) neden olabilir. Süt verdiğinizde, onu bayıla bayıla içerler. Ancak bu onlar için sağlıklı olduğu anlamına gelmez. İnek sütü kedinin besin ihtiyacını karşılayamaz ve eğer bir kedi, sadece süt ile beslenirse uzun süre yaşayamaz. Ayrıca dikkatsiz ve duyarsız şoförler nedeniyle gerçekleşen trafik kazaları sonucunda ölen ya da engelli bir şekilde hayatına devam etmeye çalışan canlılar bizi en çok üzen durumlardan bir diğeri.

Sizce toplum, hayvan sevgisi ve bakımı konusunda nasıl daha bilinçli hale getirilebilir?

Toplumun bu konuda bilinçli olması için temelde aile üyelerinin bilinçli olması gerek. Ailenin çocuğunu yetiştirme tarzı başta olmak üzere, ilkokuldan başlayarak okullarda, çocuklara hayvan sevgisi aşılanmalı, her insanın hayvanlar hakkında bilmesi gereken şeyler öğretilmelidir.

“ Aşılatın, kısırlaştırın ve yaşatın. ”

Kedi ve köpek bakımı hakkında belirtmek ya da hatırlatmak istediğiniz bir şey var mı?

Kedi köpek bakımı hakkında en büyük tavsiyemiz, evinizde bakamazsanız bile imkânlarınız el verdiği sürece; ulaşabildiğiniz kadar sokak hayvanının, sağlıkları açısından iç parazit uygulamalarını gerçekleştirmeniz aşılatmanız ve kısırlaştırmanız olacaktır. Özellikle önümüzdeki günlerde, daha da artacak olan havanın etkisi ile susuz kalacak canları da unutmamalı ve mama koyamazsanız bile, kapınızın önüne mutlaka bir kap su koymalısınız. Ayrıca yemek artıklarınızı çöpe atmak yerine onlarla paylaşabilir, onların da karınlarını doyurmalarını sağlayabilirsiniz.

İnsanlar derneğinize nasıl bağışta bulunabilirler?

Derneğimize içinizden geldiği sürece ve imkânlarınız dahilinde maddi manevi her türlü destekte bulunabilirsiniz. Mama, kum, ilaç, eski ve kullanmadığınız battaniyeler ve çeşitli temizlik malzemeleri bağışlayabilirsiniz. Ayrıca derneğimizi ziyaret edip orada bulunan canları sevmeniz bize verebileceğiniz en büyük destek olur.

“ Eğitim ailede başlar. ”

Hayvana şiddet, taciz, tecavüz gibi olaylar hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce bu konularda ne gibi önlemler alınabilir?

Hayvanlara karşı yapılan her türlü zulüm ve sapkınlığın, yine temelde yatan, çocukların yetiştirilme tarzı ile alakalı olduğunu düşünüyorum. Bolca okumaya, öğrenmeye, bilinçlenmeye ve bilinçlendirmeye; en önemlisi de bolca sevgiye ihtiyacımız var. Hayvanlara uygulanan bu tarz vahşetlerin sadece para cezası ile sınırlandırılmaması gerek. Söz konusu bir canlının yaşam hakkının ihlali olduğu durumlarda bizler de tepkisiz ve sessiz kalmamalı, gerekli müdahalelerin gerçekleştirilmelerini sağlamalıyız.

Hayvan sahiplenmeyi düşünen insanlara neler tavsiye edersiniz?

Sahiplenmek isteyen kişilere tavsiyem, sahiplendikleri canın ömrünün sonuna kadar gerekli bakımını gerçekleştirerek, aldığı sorumluluğun büyüklüğünü hafife almamaları. Bir canlının hayatının maddi bir karşılığı olamayacağını savunuyor ve insanları, satın almaya değil sahiplenmeye davet ediyoruz. Zamanla onlar da karşılarındakini bir kedi veya bir köpek olarak değil, bir evlat olarak görmeye ve sevmeye başlayacaklardır.

HKÜ HABER MERKEZİ – RÖPORTAJ HAZER KARAKURT